Bir komşu rüzgâr esmeli tende Seslenmeli nisan aşk yağmuruyla Silkinmeli tüm sevda artıklarından Yaşamalı hayatın aşk envanterlerini Gitmeden gidemeden gözlerinden
Molalarda mızrap dokunuşlar misali Yüreğimde iki damla yaş
Avuçlarımda yakamoz işveli ümitler Gözlerim ufkun sır perdelerine asılı Ruhum yelkenlere fora çekmekte
Hiç sinmedim öfke salınımlarında Hiç ard dönmedim sevda kurşunlarına
Kahır yağıyor konfeti niyetine akşama Ürperiyorum yokluğunun ateş sarmallarında Üflerken bir çoban ağa kızına sevdasını İnleyerek haykırmada çığırtkan veda kuşları
Ağladığımız şarkılar matemde Şakımıyor bülbüller gül düetlerinde
Keşke alıp düş dolanımlarımızı Savursaydık mazi anlatılarına Sen bir portre misali uzanmışken kumsala Dalga dalga gelip işleseydim Sevda notalarıyla hasreti
Nereye asmışlar bilmesem de Gözlerimin fotoğrafıydı sende kalışım
Bir damla yağmur Bir de ben daha düşmeden gözlerinden
Bir ihanet rüzgarı dolanmış Kokum hala sıyrılmamış tenine Kuşku sürgünlerinden...
Süre gelen zaman, akıp giden şehirler, üzerime geliyorlar.. Fikrim kollarında ölmek... Nutkum susmak... Gözlerim ise ağlamaktan yana...
Sabahları hiç olarak kalktım yatağımdan.. Aşk yoktu yüreğimde artık,sadece yatağımdaki gözyaşlarım kalmıştı.. İmkansızdı herşey artık.. Çıkmaz sokağa girmiştik uzun yolculuktan sonra.. Dönemezdik... Göremezdik... Gülemezdik... Ve tekrar sevemezdik...
İmkansız aşktı bu.. Ağlamak imkansızdı.. Gülmek imkansız.. Tekrar aşık olmak imkansızdı... Belki başka birini severiz diyerek avuttuk birbirimizi.. Severek çoğalmayı denedik.. Sevdik sonunda.. Fakat imkansızı sevdiğimiz kadar sevemedik nicelerini...
Ellerimiz kavuşamayacak diye oturup şiir yazdık birbirimize.. Tarihi geçmiş zamanlara küfür ederdik.. Sonra ayrılık dört bir taraftan saldırıverdi bize.. Biz yenilirdik, savaşı kaybederdik..
"Okyanuslar ağladı, güneş ağladı,yağmur ağladı gece ağladı bu ayrılığa.. -Ve biz ağladık imkansızlığa..."
Sabah olurdu,güneş doğardı yüzümüze.. Biz kıyamet sanardık günü.. Yan yana gelemezdik bir türlü.. Uzaktan severdik tenimizi.. Gece olur ağlardık..
"Sabahları neşe ile kalkmak, güleç yüzümüze seslenmek imkansız... Randevu saatine geç kalmak imkansızdı bizim aşkımızda..
Saç telimize duygular yüklerdik.. Seviyor,sevmiyor derdik birbirimize.. Bilirdik imkansızı,ses çıkarmazdık yeni ufuklara.. Ağzımız kururdu,öpüşürdük saf su ile.. Sanardık ki Dudaklarımız birbirine değdi... Kandırırdık kendimizi öylece...
Kusardık,isyan ederdik sessizliğe.. Dayanamaz,arardık tanıdık kokuları.. Zaman ilerler biz sesimize hasret kalırdık imkansızlıkta.. Doyamadığımız tenden vazgeçip sese muhtaç olurduk.. İmkansızdık başlı başına ...
Koşan bir rüzgar olup savrulurduk.. Bir o tarafa,bir de bu tarafa.. Göremezdik gözyaşlarımızı.. Çünkü biz hep imkansızdık bu hayatta.
sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer, sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi hissetmekse eğer, sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer, SENİ SEVİYORUM
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer, sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer, SENİ SEVİYORUM
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin kopmasıysa eğer, sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan bakabilmekse eğer, sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer, SENİ SEVİYORUM
Genç bir gitarcı sahilde dalgın dalgın yürüyordu. Her zamanki gibi durgun ve dalgındı. Aklında yine kendisini bırakıp giden sevgilisi vardı. Sonra çantasından gitarını çıkarttı ve çalmaya başladı. Gözlerini kapattı ve kendini müziğe bıraktı.Eski günleri, mutlu olduğu o günleri düşündü.Kulağına gelen bozuk para sesleri onu bu hayal alaminden uzaklaştırmaya yetti.Gözlerini açtığında etrafına insanların dizildiğini ve çantasına para attıklarını gördü.Daha bir neşeli çalmaya başladı gitarını... Akşam olmuştu ve artık gitmek zorundaydı. Herkes ona bu güzel müzik ziyafeti için teşekkür etti. Yavaş yavaş yağan yağmurun altında evinin yolunu tuttu.Yine düşünceleriyle başbaşa kaldı ama mutluydu.Artık ev kirasını ödeyecek kadar olmasada kendine düzen verecek kadar parası vardı. Eve girdiğinde gözleri muhabbet kuşunun kafesine takıldı. Muhabbet kuşu görünmüyordu kafeste. Kafesin yanına gittiğinde kuşunun hareketsiz kafesin dibinde yattığını gördü. İçi burkulmuştu çünkü bu kuş sevdiğinden kalan son hatıraydı... Daha sonra cebinden kağıt paraları çıkarıp saymaya başladı ve gitar çantasını açtı, kalan bozuklukları almak için.Gitarının içinde bir kağıt gördü.Açtı ve okumaya başladı. Not sevgilisindendi: "Demek hala bizim şarkımızı çalıyorsun.Biliyomusun bugün bendeki muhabbet kuşu öldü. Sanırım ayrılığa daha fazla dayanamadı. Ama biz insanız dayanabiliriz değil mi? gidiyorum artık buralardan bu gün son günüm. Sende biliyorsun gitmek zorundayım. Hoşçakal..." Yüreği sızlamıştı. Artık onunla aynı şehiri paylaşamıyacak olma fikri onun için çok zor geliyordu. Birden ısrarlı bir şekilde kapı çalmaya başladı. Kapıdakinin o olduğunu hayal etmiş ve bu hayali bozmamak için kapıyı açmamıştı. Sonra yatağına uzandı ve uyudu. BİR DAHA UYANMAMAK ÜZERE...
bağışlanmaz davranışlar da vardır namluların ucunda sevebilir misin ya da her iki zamanlarda... bir bozgun muydu sence sevişmek kendini ateşe atmak gibi diyelim, unutmadın mutluluğun tadını her şeyi, ama her şeyi göze almak ve kaç kez vurulur kapı...
önce, kendimizi yenmek zorundayız, katılır mısın? İç güdüler, beyni yadsır bilir misin özenmek mi?... düş evreni yeniden doğuyor, rahatlıyorum...
dostluk tutkumuzu boğsak mı ne yalanlar, erdemsizlikler mi en çoğalan yaşamda en doğurgan... unutma, sadece, bedelini ödediği şeye sahip olur kişi
bir namuslu ilkedir bu erdemden yana ve haklı olmanın çilesini çekerim ben hep karanlıkta kişi başkalaşıyor mu, ne dersin de ki uzaklarda kentlerimizin üstünde bir gecedir şimdi kurduğum belki sensindir...
ola ki özlerim kafam karışır şöminenin bir köşesinde sen, bir köşesinde ben susmuşuz... kaç kez susulur birlikte kaç kez vurulur kapı?...
Sorsam seni yıllara Neler söyler ki bana Senden bir haber,verirmi acaba Senin sağlığını O eski ihtişamlı gençliğini Alımlı bakışlarını Çıtıpıtı gençliğini söylermiydi acaba Bildiğin gibi hiç değişmedi dermiydi bana Mutlu edermiydi beni Seninle mutlu olduğum gibi Saçların söğüt salkımı Kaşların,gözlerin hala ilk gördüğüm güzelikte Beden dilin konuşurmu senden önce Seni seviyorum dermi İlk tanıştığımız bahar mevsimi güzelliğinde
Geceler yine uzadııı, uzadııı...
Taa sonsuza kadar.
Aşkında yüreği yorgun adam
Sırtını soğuk duvara dayadı
Taa ciğerine kadar.
Uzak diyarlarda bir sevdiği vardı,
Ruhunu dayanılmaz hasretler sardı.
Sonra kalktı birden bire
Aşkından yüreği yorgun adam.
Uzaklara baktı , kıstı gözlerini..
Taaa kaf dağının ardına kadar...
0
Aradığı şey mutluluktu,
Göremedi ne ufukta, ne yanında.
Mutluluk ne zaman diye sordu kendine
Aşkından yüreği yorgun adam..
Mutlululuk, nerede, kiminle?
Mutlululuk diye bir şey,
Var mıydı yeryüzünde?